Eğitim Paneli Konuşması

                Print      Add Favorite

Creator: host   5/5/2010 2:17:07 PM         Views: 363    0    0  

Cüneyt YÜKSEL
AK Parti Siyasi ve Hukuki İşler Başkan Yardımcısı
AK Parti Mardin Milletvekili
TBMM AB Uyum Komisyonu Üyesi

“Eğitim Sistemimiz: Sorunlar ve Çözüm Yolları” Paneli


Sayın Bakanım, Sayın Valim, Seçkin Konuklar, Hanımefendiler, Beyefendiler,

Öncelikle başta memleketim ve seçim bölgem Mardin için, ülkemiz Türkiye için ve tüm Dünya için oldukça büyük önem arz eden EĞİTİM’in konu edildiği EĞİTİM SİSTEMİMİZ: SORUNLAR VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ başlıklı bu Panele Mardin Valiliğimiz ve Mardin il Milli Eğitim Müdürlüğümüzle beraber ev sahipliği yapmaktan büyük mutluluk duymaktayım.

Siz sevgili konuklarımızın huzurunda eğitim alanında her biri ayrı bir yere sahip olan Panel konuşmacılarımıza, saygıdeğer hocalarımıza değerli zamanlarını ayırıp bizlerle bilgi ve görüşlerini paylaştıkları için bir kez daha teşekkür ederim.

Mardin benim memleketim ve seçim bölgem olduğu için değerli konuklarımıza ayrıca bu sebeple memleketime hoş geldiniz de demek istiyorum.

Mardin tarihsel geçmişi ve zengin kültür mirası ile dikkat çekici ve güzel bir kent.

Tarih boyunca, birçok uygarlık ve kültürü barındırmış; her biri kent ve zengin kültürü üzerinde izler bırakmıştır.

Bunlarla beraber; geçmişte bölgenin önemli birer ilim, irfan merkezi durumunda olan Mardin’imiz 13. ve 14 üncü Yüzyıllarda 6 tane üniversitesiyle bir ilim ve kültür kenti idi. Hani Işık Doğudan Yükselir derler ya; işte o eğitim ışığının yükseldiği yerlerden biriydi.

İşte Mardin gibi bir yerde Eğitim Sistemimizi; sorunlar ve çözüm önerileriyle masaya yatırmak son derece anlamlı, zamanlı ve yerinde bir girişim olmuştur.

Değerli konuklar;

Ulu önder Atatürk’ün de vurguladığı gibi, çağdaş medeniyet seviyesine ulaşmada eğitim büyük önem taşımaktadır. Ne mutlu ki, Türkiye olarak genç ve akıllı bir insan kaynağına sahibiz. Bu potansiyeli kavramak, önemsemek ve değerlendirmek ve ülkemizi bilgi çağında dünyaya yön veren ülkeler arasına katmak, hepimizin görevidir, hepimizin borcudur. İmparatorluklar kuran, fetihler yapan atalarımıza ve Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran Atatürk'e olan borcumuzdur. Bu nedenle insan kaynağımızın ve gençlerimizin eğitimi, en büyük yatırım alanımız olmalıdır.

Ülkemiz çok önemli süreçlerden ve tarihi günlerden geçmektedir.

İç politika, dış politika ve ekonomi alanlarında ülkenin geleceğini şekillendirecek bir süreç yaşanmaktadır.

Çok daha aydınlık, çok daha mutlu ve müreffeh bir geleceği hep beraber inşa edeceğiz.

Bizler Türkiye'ye yeni bir ufuk çizdik, yeni bir vizyon belirledik. Bugün dünyanın bir çok bölgesinde Türkiye konuşuluyor, Mardin konuşuluyor, Siz konuşuluyorsunuz. Bugün dünyanın bir çok bölgesinde, Türkiye'nin başarıları, Türkiye'nin yükselişi, Türkiye'nin dik duruşu konuşuluyor.

Geçmişte gündemi belirlenen bir Türkiye vardı. Artık gündemi belirlenen değil, gündem belirleyen bir Türkiye var. Böyle bir noktaya geldik

Türkiye artık çok farklı bir konumda. Tabi ülkemizin bu konumunu çok daha iyi bir noktaya getirmede ise belki de en önemli yere sahip olan 3 noktayı burada herkesin önünde tekrar vurgulamak isterim:   EĞİTİM, EĞİTİM, EĞİTİM. Evet en önemli 3 nokta, 3 öncelik EĞİTİM, EĞİTİM, EĞİTİM dir.

İşte Atatürk’ün bahsettiği muhasır medeniyetler seviyesine çıkarmak ifadesi vardır ya; bizler bunun altını doldurmalıyız; doldurmak zorundayız.

Peki, bunu nasıl gerçekleştireceğiz?
Eğitim sistemimizi muasır medeniyetler seviyesine çıkartarak.

Biliyorsunuz Türkiye’nin önünde önemli bir hedef vardır: Avrupa Birliği’ne tam üye olmak. Bunu söylerken biz şeklen üyelikten bahsetmiyoruz. Asıl amacımız her zaman insanımızın yaşam standartlarını yükseltmek olmuştur. İşte eğitimde de hedef her boyutuyla AB standartlarını yakalamak olmalıdır.

Değerli Konuklar;

Anayasamızın 42. maddesi uyarınca, tüm Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının eğitim ve öğrenim hakkı güvence altına alınmış olup, düzenlenen kurumlar da Avrupa Birliği (AB) Müktesebatı’ndaki genel ilkelere uygundur. 

1924 yılında kabul edilen Tevhid-i Tedrisat Kanunu çerçevesinde Türkiye’de eğitim ücretsiz, eşitlikçi ve laiktir. 

Karma eğitim, evrensel eğitim niteliğiyle AB üye ülkeleri eğitim ilkeleri ile uyumludur. 

Avrupa Birliği Müktesebatı’na uyum çalışmasında, Lizbon Hedefleri ve Bolonya Süreci’ne de uygun olarak şu aşamaları kaydettik:

• İlköğretimin 5 seneden 8 seneye çıkarılması
• Bütçede eğitime yüzde 7 pay ayrılması
• Mesleki Öğrenim ve Eğitimi ve Meslek ve Teknik Eğitimi programlarının geliştirilmesi
• Lise Eğitiminin 3 seneden 4 seneye çıkarılması
• Üniversitelerde 18 teknoloji geliştirme alanlarının kurulması

Türkiye Cumhuriyeti bunlarla beraber ayrıca Sokrates, Leonardo da Vinci ve Youth for Europe gibi Avrupa Birliği programlarında da yer almaya başalmıştır.
Değerli konuklar;
Toplumun ihtiyacı olan nitelikli insan gücünün yetiştirilmesi, sağlıklı işleyen bir eğitim sistemi ile mümkündür.
Gelişmiş, kalkınmış ve çağdaş bir toplum olabilmenin ilk ve temel şartı eğitime gereken değeri vermektir. Günümüz Türk eğitim sistemindeki aksaklıklar, toplumun değer yargılarıyla cumhuriyetin temel ilkeleri ve bilimsel veriler ışığında, sistemin yeni baştan ele alınması gerektiğini işaret etmektedir.
Toplumun ve bireyin ihtiyaçlarına cevap verebilecek ve uygulanabilir eğitim programlarının“genellik ve eşitlik” ilkelerine uygun olarak düzenlenmesi ile yeni bir yapılanmaya acil ihtiyaç olduğu görülmektedir.
Değerli konuklar;
Şurası bir gerçek ki İlk defa hükümetimiz döneminde savunmadan daha çok eğitime pay ayrılmıştır.

Önem verdiğimiz konuların başında eğitim gelmiştir, gelmektedir ve bundan sonra her zaman eğitim gelecektir.

Geleceğe yönelmenin ön koşulu bugünü aşabilmektir. İlerleme değişim ve gelişme eğitimle başlar. Çağdaş Ülkeler düzeyine erişebilmek eğitim ve öğretimin kaliteli ve bilimsel yöntemlerle yürütülmesiyle mümkündür. Bunun bilincinde olan hükümetimiz attığı adımlarla her alanda olduğu gibi eğitim alanında da yapılamaz denenleri bir bir gerçekleştirdi. Dün Türkiye’nin belli başlı illerinde üniversite varken bu gün her ilde bir üniversite kuruldu.

Türkiye'de 94'ü devlet, 45'i vakıf olmak üzere toplam 139 üniversite bulunmaktadır.  Bunların 63'ü ise AK PARTi iktidarı döneminde açıldı.  Yani on yıllar boyu 76 Üniversite açılmışken, bizim iktidarımız döneminde 63 yeni üniversite açılışı gerçekleştirdik.

Biz artık üniversitesi olmayan il kalmasın istedik. Ve kalmadı.

Biz istedik ki eğitim sebebiyle yüksek öğrenim için değişik illere göç eden insanımıza, gencimize kendi ilindeki üniversiteleri seçme imkanını getirelim.

Bu yeni üniversitelerimiz çok hızlı bir şekilde gelişiyor, ilerliyor, modern eğitim imkânlarına kavuşuyor.

Konuşmamın başında belirttiğim gibi Mardin geçmişte bölgenin önemli birer ilim, irfan merkezi durumunda; 13. ve 14 üncü Yüzyıllarda 6 tane üniversitesiyle bir ilim ve kültür kenti idi.

İşte bu kent, bu şehir, memleketim Mardin yeniden üniversiteye kavuşmuştur. 3 fakülte, 2 enstitü 3 meslek yüksek okulu ve 1 konservatuarı ile üniversitemiz büyümeye başlamıştır. Mardin artık kabuğunu kırmaya başlamıştır.

Bununla beraber 2009 yılında eğitime destek adı altında başlattığımız kampanyaya destekler artmakta. Bunları hayata geçirmek için bu yıl temellerini atıyoruz. Toplam 69 derslik olmak üzere 2 adet 400 öğrenci kız yurdu da temelini atıyoruz. 2009 yılında 68 derslik okul eğitime hazır hale getirildi. Şubat ayında 112 derslik okul 700 öğrenci kapasiteli yurt, 2 spor salonu ve 10 dairelik öğretmen lojmanı temelini atıyoruz. 2010 yılı eğitim programına ayrıca 48 derslik okul ve 200 öğrenci yurdunu da dâhil ettik. Bugüne kadar toplam 632 derslik, bin 300 kapasiteli öğrenci yurdu ve 2 spor salonunu eğitime kazandırdık. 

Hedefimiz okullarımızın kalitesini artırarak öğrencilerimize daha iyi bir gelecek hazırlamaktır. Mardin’in geleceğini, Türkiye’nin geleceğini emanet edeceğimiz gençlerimize daha iyi imkânlarda öğrenim imkanı sağlamaktır.

Mardin’de Üniversitemiz büyüyecek, gelişecek…

Mardin'imizle beraber, Kırşehir'de, Batman'da, Yozgat'ta, Kırklareli'nde, Şırnak'ta, Hakkari'deki üniversitelerimiz bu şehirlerin umudu, vizyonu haline gelmiştir.

Bu üniversitelerimizde inanıyorum ki hem ilimizde hem diğer illerimizde barışın tohumları atılıyor, inanıyorum ki ekonomik hareketlenmenin tohumları atılıyor. Belki bugün değil ama en geç yarın bunlar gerçekleşecek.

Bu noktada umudumuz kesinlikle sonsuzdur. Bizim şu anda zaten dünya ile rekabet edebilecek üniversitelerimiz var. Ben inanıyorum ki, yakın bir zamanda Türkiye'nin üniversiteleri dünya ile rekabet etmekle kalmayacak, bu rekabette adım adım öne geçecektir. Çünkü sizler varsınız. Çünkü sizler gibi nice öğrencilerimiz, öğretim üyelerimiz,  eğitime bu yola baş koymuş insanımız var. Çünkü bizim genç, dinamik, zeki bir genç neslimiz var. Bu üniversiteler bizim eğitim, bilim, kültür ve sanat hayatımız sizlerin, bizlerin, hepimizin sayesinde elbirliği ile daha ileri atılımlar yapacaklar.''


Sayın Konuklar;

Biz biliyoruz ki Bilime yapılan yatırım, pahalı değildir, en ucuz yatırım, bilime yapılan yatırımdır. İşte biz bunu yaptık.

Bizler Üç, beş yılı değil, gelecek 20, 30, 50 yılı planlayarak bu yolculuğu sürdürüyoruz.

Geleceği bu günden tasarlayamazsak, yarınlarımız, gelecek kuşaklar bizi kötü anacaktır. Biz iç politikada da dış politikada da vizyonumuzla hareket ediyoruz. Bugün bir şeyi tasarlarken 10 yıl sonrasında, 50 yıl sonrasında, 2023’te Türkiye Cumhuriyeti’nin 100. Yılında nasıl bir Türkiye arzuluyoruz, nasıl bir Türkiye istiyoruz. Biz bunu düşünüyoruz.

Bizim şanlı bir tarihimiz var, muhteşem bir geçmişimiz var. Hiçbir millete nasip olmayacak bir medeniyet tasavvurumuz var, bir kültür birikimimiz var ama geçmişle sadece övünmek bize bir şey kazandırmıyor. Geçmişin hülyasına takılıp kalamayız. Geçmişteki başarılarımızla yetinemeyiz. Geçmişimizi hiç unutmamak, ondan dersler çıkarmak, tarihi birikim ve tecrübeyi aklımızda tutmak, bizim için önemli bir zenginliktir. Biz geçmişin birikimi üzerine, geleceği tasarlamak, daha ilerilere ulaşmak için gayret göstermek zorundayız. Oradan aldığımız tecrübeyi geleceğe taşımak, oradan aldığımız ilham ve azimle geleceği şekillendirmek zorundayız. Onun için hep geleceğe bakacağız.

Bugün yeni üniversite kurulmasına karşı çıkanlar, yarın inanıyorum ki oradan yetişmiş son derece donanımlı öğrenciler karşısında inanın mahcup olacaklardır. Türkiye çok hızlı bir şekilde büyüyor. Bunu Ankara'da, Türkiye'de kalırsak göremeyiz ama dünyayı gezip dolaştıkça Türkiye'nin ne denli hızlı büyüdüğünü o zaman çok daha iyi hissediyorsunuz.

2010 yılı da, sonraki yıllar da Türkiye için milletimiz için başarılarla dolu parlak yıllar olacak. Bütün karamsarlara inat, bütün kötümserlere inat, tüm felaket tellallarına inat, biz Türkiye'yi aydınlık yarınların beklediğine inanıyoruz, bu azimle gayret gösteriyoruz.''

İşte bu noktada biz diyoruz ki: Üniversiteden daha büyük fabrika olmaz, bu açılan okullardan daha büyük fabrika olmaz. O fabrikaların temelini bunlar oluşturuyor. İşe buradan başlıyoruz. Eğitimli olmayan bir toplumdan, ancak olsa olsa avare yani boş insanlar çıkar.

Herkes şundan emin olsun ki: Geçmişte bölgenin önemli birer ilim, irfan merkezi durumunda olan Mardin’imizi yeniden o günlerine kavuşturacağız.

BU DUYGU VE DÜŞÜNCELERLE HEPİNİZİ SAYGILARIMLA SELAMLIYORUM…

Tags:

Rating People: 0   Average Rating:     
Related Articles
CÜNEYT YÜKSEL ETİK ARENA KONUŞMASI(7/14/2010) Eğitim Paneli Açılış Konuşması(5/5/2010)