Sayın milletvekilleri, madde üzerinde gruplar adına yapılan konuşmalar tamamlandı, şimdi şahıslar adına yapılacak konuşmalara sıra geldi.
İlk konuşma Mardin Milletvekili Sayın Cüneyt Yüksel tarafından yapılacaktır.
Sayın Yüksel, buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
CÜNEYT YÜKSEL (Mardin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerime başlamadan önce Barolar Birliği Başkanı Sayın Özok'a Allah'tan rahmet, ailesine ve hukuk camiasına başsağlığı diliyorum.
Kısıtlı zamanımda sizlerle, görüşmekte olduğumuz Anayasa değişikliğinin en önemli hükümlerinden biri olan yüksek yargı üyelerinin görev sürelerine ilişkin düzenlemeler hakkında değerlendirmelerimi paylaşmak istiyorum. Bu vesileyle hepinizi en kalbî duygularımla selamlarım.
Bu Anayasa değişikliğiyle, Türkiye'deki darbe dönemleriyle yerleşen ve 1982 Anayasası ile pekişen vesayet anlayışını kıracak demokratik adımların en önemlilerinden birini atmaktayız.
Yedi buçuk senedir kararlılıkla sürdürdüğümüz tüm reformlara rağmen, ülkemizde bir anayasa sorunu olduğunu hep dile getirdik. Pek çok sorun da değiştirilmesi öngörülen maddelerden kaynaklanmaktadır. Mademki hepimiz bu Anayasa'nın günün şartlarına uymadığı, değişmesi gerektiği noktasında ittifak hâlindeyiz; o zaman, bugünün işini yarına bırakmak da akıl kârı bir iş değildir.
Dünya değişti, felsefe, bilim ve teknoloji gelişti; yeni sorunlar ve yeni şartlar oluştu fakat bazı bakış açıları ve bazı engelleyici çabalar hiç değişmedi. Bakınız, Türkiye, artık, otuz yıl öncesinin Türkiye'si değil. Artık, temel ihtiyaçların yerini ideoloji ve demagojiyle doldurmak mümkün değil. Dolayısıyla muhalefet partilerinin de uzlaşmaya yanaşmayan tavırlarını bir kenara bırakıp ülkemizin demokratikleşmesi yolunda bu çabalara destek vermesi gerekmektedir.
Çok değerli milletvekilleri, Anayasa Mahkemesi reformu, özellikle üyelik modeli ivedilikle çözüme kavuşturulması gereken bir reform alanıdır. Çıkış garantisi niteliğinde olan 1982 Anayasası üyelik modelinin tasfiyesinde daha fazla gecikilmemelidir. Hukuki meşruluğun demokratik meşrulukla pekişmediği bir demokrasi düşünülemez çünkü tüm iktidarlar halktan gelir ve millet iradesine dayanır. Bu gelenek, bu reform çalışmasında daha da vurgulanarak benimsendi. Millet iradesinin Anayasa Mahkemesi üzerindeki etkinliği artırıldı. Parlamento, Anayasa Mahkemesine üye seçiminde devre dışı bırakılmayarak, anayasa yargısının demokratik meşruiyeti güçlendirilmiştir.
Avrupa tipi anayasa yargısının fikir babası olan ünlü hukukçu Kelsen, anayasa mahkemelerinin esas itibarıyla siyasal kurullar olduklarını, bir kanunu iptal etmek suretiyle "negatif kanun koyucu" rolü oynadıklarını, dolayısıyla üyelerinin seçilmiş organlarca tayin edilmesi gerektiğini vurgulamıştır. Görüşmekte olduğumuz Anayasa değişikliğinin yüksek yargı üyelerinin görev sürelerine ilişkin düzenlemeler de aynı hassasiyet ve evrensel demokratik ilkeleri gözetme anlayışıyla yapılmıştır.
Anayasa Mahkemesi üyeliğinin on iki yıllık bir süre ve tek bir dönem ile sınırlandırılmış olması da isabetlidir. Avrupa örneklerinde bu süre dokuz-on iki yıldır. Hâlen yürürlükte olan sisteme göre kırk yaşında Anayasa Mahkemesi üyesi seçilen bir kişinin, altmış beş yaşında emekli olmasına kadar çeyrek yüzyıl bu görevde kalması mümkündür. Bu ise Anayasa Mahkemesinin oluşumunun toplumun değişen taleplerine ve değer yargılarına uyum sağlamasını güçleştiren bir hükümdür. Zaten Anayasa Mahkemesinin bundan önceki önerisinde de "üyeler on iki yıllığına seçilir" şeklinde teklifi vardı.
Görülüyor ki esas amaç hem üyelerin görev sürelerinin hem de Mahkemenin yeni oluşumunun belirlenmesinde etkili bir işleyişin sağlanmasıdır. Bu noktada 147'nci maddeye ilişkin değişikliğin uluslararası düzenlemeleri takip ederek ama bir o kadar da milletimizin ihtiyaçlarının, toplumumuzun sosyal değerlerinin ve iç dinamiklerinin de göz ardı edilmeden yapıldığını görmekteyiz.
147'nci maddede öngörülen ve yargıçların tarafsızlığını da pekiştirecek diğer bir değişiklik ise bir kimsenin iki defa Anayasa Mahkemesi üyesi seçilemeyeceğinin öngörülmüş olmasıdır. Bu yöndeki değişiklik yargı bağımsızlığını da beraberinde getirir. Tarafsızlığını ve bağımsızlığını kaybetmiş yargı her şeyini kaybetmiş demektir. Bu husus önemlidir. Zira, Anayasa Mahkemesinin belli bir ideolojik aktivizmle, sadece belli kalıplaşmış ve yerleşmiş ideolojileri koruma amacıyla etkinlik gösterme lüksü yoktur. Anayasa yargısının bir ülkede koruma amacı vardır ama koruduğu belirli yaklaşım ve eğilimler değil, demokratik rejim, hukukun üstünlüğü ve her şeyden önemlisi bireyin temel hak ve görevleri olmalıdır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Yüksel, lütfen konuşmanızı tamamlayın efendim.
CÜNEYT YÜKSEL (Devamla) - Sayın Başkan, aziz milletvekilleri; 18'inci maddede yapılan değişiklikle insan hak ve hürriyetlerinin koruyucusu olmayı engelleyecek bir düzenlemeyi ve beraberinde anlayışı ortadan kaldırmakta, hukuk devleti anlayışında yeri olmayan yargı vesayetini kırmaktadır. Anayasa Mahkemesi üyelerini illa tarif etmek gerekirse onlar yargının devrimcileridir. Zor zamanlarda özgürlüğün ve demokrasinin yanında yer alan, hukuku ideolojiye feda etmeyen, dönüşümlerin ve dönüştürmelerin önünü açan, kriz değil barış üreten, geleceği hakların penceresinden okuyan, muhayyel korkulardan korkmayan, devleti birey karşısında değil ama bireyi devlet karşısında gerçek anlamda koruyan dinamik bir Anayasa Mahkemesi felsefesi, yapılan reformun ruh kimliğini oluşturmaktadır.
Sözlerimi burada bitirirken yüce heyetinizi tekrar en kalbî duygularımla selamlarım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Sayın Yüksel, teşekkür ederiz.
|