BAŞKAN - Sayın Yüksel, buyurun efendim.
CÜNEYT YÜKSEL (Mardin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türk Borçlar Kanunu Tasarısı'nın 31 ve 60'ıncı maddeleri arasında düzenlenen hükümlerle ilgili görüşlerimi bildirmek üzere söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Bugün görüşmekte olduğumuz tasarı, Medeni Kanun'umuzun beşinci kitabı ve Türk Ticaret Kanunu'muzun ayrılmaz bir parçası olarak Türk özel hukukunda yapılan reform çalışmalarının en önemli unsurlarından birisidir.
Borç ilişkileri üzerinde temellendirilmiş ekonomik hayat günün şartlarına ve ihtiyaçlarına cevap veremeyen bir borçlar kanunuyla âdeta kangren olur. Son elli yıl içinde dünyada ve ülkemizde borçlar kanununun uygulamasını etkileyecek oldukça önemli olaylar cereyan etmiştir. Toplumsal, sınai, ekonomik ve teknolojik gelişmeler hız kazanmış, küreselleşmenin getirdiği değişimler bütün borç ilişkilerini, sorumluluk hukukunu ve ekonomik hayatı etkilemiş, ülkemizin Avrupa Birliğine tam üyeliği süreciyle beraber Avrupa ülkelerinde kabul edilen çağdaş kanunlara uyum mecburiyeti ortaya çıkmış, tüm bu gelişmeler sonucu da uluslararası standartlara uygun, çağdaş ve etkili bir borçlar kanununu yürürlüğe sokmak zorunluluk hâline gelmiştir.
Borçlar hukukundaki küreselleşme eğilimleri ve Avrupa'da bu konuda yeknesak kuralların oluşturulması iş, bilim camiası ve sivil toplum kuruluşları tarafından vurgulanarak ortaya konmaktadır. Yeni Türk Borçlar Kanunu Tasarısı'nda, bu anlayışa uygun olarak, Türkiye'nin de üyesi bulunduğu UNIDROIT ve Birleşmiş Milletler bünyesinde kurulmuş olan UNCITRAL gibi kuruluşların çalışmaları göz önünde bulundurulmuştur. Diğer yandan, AB direktifleri ve uluslararası belgeleri çeviri suretiyle aynen almak yerine, Türkiye'nin ihtiyaçlarına dönük, uygulanabilir düzenlemeler yapılmıştır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; borçlar hukuku temelinde mülkiyetle ilgili ilişkilerde adalet kavramı ile uğraştığından günümüz küresel sisteminin önemli yapı taşlarından birisiyle ilgilenmekte.
Bakınız, özellikle borçlar hukukunu ilgilendiren kısmı bakımından adaletin üç temel ilkesi vardır: Mülkiyetin istikrarlı olması, mülkiyetin ancak mutabakat ile transfer edilebilmesi ve verilen sözlerin yerine getirilmesi. Eğer mülkiyet istikrarlı değilse daimi çatışma olur. Eğer mülkiyet mutabakat sonucunda transfer edilmezse ticaret olmaz. Sözler tutulmazsa o zaman da birlik olmaz.
İşte burada adaleti, mülkiyetten yola çıkarak tanımlarken aslında borçlar hukukunun üç temel ilkesine değinmekteyiz: Birincisi, iyi niyetin korunması yani iyi niyet kuralı. İkincisi, sözleşme serbestisi. Üçüncüsü, ahde vefa ilkeleri. Bu üç temel ilkenin yanında hukuki sorumlulukların kişiler tarafından anlaşılabilir olması bir diğer önemli prensiptir.
İşte Borçlar Kanunu Tasarısı bu ikinci bölümde birazdan aktaracağım tüm değişiklik ve unsurlarıyla bu temel prensipleri evrensel standartlara uygun şekilde hayata geçirmektedir. Tasarıda birçok kavram, deyim ve terimler günümüzde yerleşmiş olan ve Türk Medeni Kanunu'nda da yer almış bulunan yeni karşılıklarıyla değiştirilmiştir. Örneğin, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 24'üncü maddesinin kenar başlığında kullanılan "Hata halleri" şeklindeki ibare tasarının 31'inci maddesinde "Yanılma hâlleri" şeklinde değiştirilmiş, "Hile" ibaresi tasarının 36'ncı maddesinde "Aldatma", "İkrah" ibaresi tasarının 37'nci maddesinde "Korkutma" olarak değiştirilmiştir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; borçlar hukukunda temel ilkelerden birisi iradenin geçerliliğidir. Tasarıda irade fesadı hâlleriyle ilgili olarak önemli değişiklikler yapılmıştır. Örneğin, 32'nci maddede "Saikte yanılma" ayrı bir hüküm olarak düzenlenerek hukuki işlemlere güven ve sözleşmeye bağlılık anlamına gelen ahde vefa ilkesi pekiştirilmiştir.
Tasarıda günümüz dünyasında hızla gelişen ticaret hayatının ihtiyaçları doğrultusunda oluşan iletişim araçları göz önünde bulundurulmuştur. 33'ncü maddede sözleşmenin kurulmasına yönelik iradenin haberci veya çevirmen gibi bir aracı ya da bir araç tarafından yanlış iletilmiş olması hâlinde de yanılma hükümlerinin uygulanacağı hükme bağlanmıştır.
Tasarı, temsilcilik müessesiyle ilgili reform niteliğinde düzenlemeler getirmiştir. 40'ıncı maddedeki düzenlemeyle birlikte temsilci ve temsil edilenin tabi oldukları hak ve yükümlülükler ile temsilcinin işlem yaptığı üçüncü kişinin tabi olduğu hak ve yükümlülüklerin belirlenmesini kolaylaştırmıştır.
51'inci maddeyle haksız fiilde tazminatın kapsamı ve ödenme biçimi belirlenirken kusur durumunun esas alınacağı öngörülerek haksız fiil sorumluluğunda kusur unsurunun önemi pekiştirilmiştir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Yüksel, konuşmanızı tamamlayınız.
Buyurun.
CÜNEYT YÜKSEL (Devamla) - Bugün, sosyoekonomik gelişmenin sonucu, mağduru güçlü karşısında koruma ilkesi çerçevesinde şekillenmiştir. Tasarı, bu ilkeyi hayata geçiren oldukça önemli düzenlemeler getirmektedir. Örneğin, 55'inci maddeyle, ölüm veya bedensel zarar hâlinde tazminatın belirlenmesinde göz önünde tutulacak ilkeler, tazminatı artırma ve eksiltme hâlleri açıkça düzenlenmiştir. Böylece, zararın belirlenmesinde hâkimin genel ya da hakkaniyet kurallarına dayanan takdir hakkı sınırlandırılmış ve tazminatın belirlenmesinde objektif kriterler öngörülmüştür. Yapılan düzenleme, aynı zamanda yargılamanın kısa sürmesini ve dolayısıyla da mahkemelerin iş yükünü de azaltacaktır. Zira, bizler biliyoruz ki adaletin gecikmesi de adaletsizliktir.
Diğer yandan 56'ncı maddede bedensel bütünlüğün zedelenmesi veya ölüm hâlinde manevi tazminatın ölenin yakınlarına da verilebileceği hükme bağlanmıştır. Değişiklikten önce ölenin ailesine sadece ölüm hâlinde verilen manevi tazminatın, öğreti ve uygulamadaki çağdaş gelişmeler göz önünde bulundurularak bu şekilde genişletilmesi oldukça isabetli olmuştur.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Yüksel, son cümlelerinizi alayım lütfen.
Buyurun.
CÜNEYT YÜKSEL (Devamla) - Tasarı, biraz önce örneklerini verdiğim değişikliklerle evrensel hukuk standartlara uyum sağlamasının yanında, açık ve anlaşılır dili, uygulamada etkin yapısı, eksikleri tamamlayıcı niteliğiyle kişiler arası borç ilişkileri ve ticari hayatı en iyi ve uygulanabilir şekilde düzenlemektedir.
Bu bağlamda tasarının oldukça önemli olduğunun altını çiziyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
|